6 Haziran 2011 Pazartesi

Cânân elinden gelmişim, fânî mekânı neylerim,
Ol mülke meylim salmışım, ben bu cihânı neylerim.

Hep itibârım atmışım, âşıklığa el katmışım,
Ben nefsi dosta satmışım, bu düşmanı neylerim.

Aşkı tabîbim kılmışım, derdinde derman bulmuşum,
Abdülhakîmi görmüşüm, yünâniyânı neylerim.

Marifet tadın almışım, fenâ tahtına varmışım,
Mahfice sultân olmuşum, dünyâ varlığın neylerim.

Her ne gelirse yahşîdir, zirâ o dostun bahşıdır,
Çün cümle onun işidir, ben bed gümânı neylerim.

Gerçi zemân devran ile, pîr etdi cismim şân ile,
Gönlüm civândır can ile, pir-ü civânı neylerim.

Yâri bana bes görmüşüm, ağyârı dilden sürmüşüm,
Ünsile tenhâ durmuşum, ben ins-ü cânı neylerim.

Dilden dile bin tercüman, varken ne söyler bu lisan,
Çün cân-ü dildir hem zebân, nutk-u beyânı neylerim.

Şimdi! cemîi halkdan, müstağniyim billâhi ben,
Hallâk-ı âlem var iken, halk-ı zamânı neylerim?

27 Mayıs 2011 Cuma

Cihânda iki türlüdür, mürâi,
ki aldatır bunlar, fakîri, bâyi.

Birisi, yürür eski kisvetle,
ki, zâhid sanılsın bu sûretle.

Saf kimseleri bunlar, yemek ister,
kendilerine dervîş denmek ister.

Giyerler, yamalı, eski câme,
dilerler böyle görünmek avâme.


Haftalar geçer taramaz sakalın,
ki, desinler, unutmuş kendi hâlin.

İkincisi ise, ehl-i riyânın,
işit imdi alâmetlerin ânın.

Gider ardınca dâim nîk-i nâmın,
diler makbûlü ola hâssu âmmın.


Güzel kumaşları dikdirir ince,
giyinir hergün moda âdetince.


Nasîhat verir, kitâb yazar durmaz,
âlim geçinir, namâz bile kılmaz.
O taraftan kemâli noksân kabûl eylemez.
Bu tarafdan şerefin, söze, ölçüye gelmez.

24 Mayıs 2011 Salı

Önceden, evden birşey getirmedim ben,
ben de ve her şeyim de, sendendir senden!

23 Mayıs 2011 Pazartesi

Ankâ avlanamaz, tuzağını topla!
bu avdan tuzakta kalır ancak hava.

22 Mayıs 2011 Pazar

Gel ey âkıl visâl iste, uyan artık hevâdan geç!
hemân rûyi cemâl iste, yeter, hubbî sivâdan geç!

Gönül mülkün tertemiz et, gider kirleri, pasları,
hülûs ile ibâdet et, ucub ile riyâdan geç!

Bilirsin, bu fenâ mülkü, değildir kimseye bâkî,
bekâyı lâ yezâl iste, bu mülkü bî vefâdan geç!

Parâya pûla aldanma, seni avlamasın dünyâ!
süs ve zinetine bakma, çürük olan binâdan geç!
Derdimi duyurdum, hepsini anlatamam, zîrâ,
korktum ki, incinirsin, yoksa sözüm çok sana!