5 Mayıs 2011 Perşembe

Gelip bekâ bahârından, bu fenâda kışı bulduk,
atomlardan tâ Arşa dek, şaşılacak işi bulduk.

Düşüp gurbet âlemine, şaşkın şaşkın dolaşırken,
hasta rûha hayât veren, tesîrli bakışı bulduk.

Herbir sözü hakîkatten haber verir âşıklara,
şükür, hayret diyârına, varan bir akışı bulduk.

Ne kelâm o, ne bakış o, aklın üstü bir varlık o,
onun ayak tozlarını, kalb derdine aşı bulduk.

Maddeleri inceleyip, temâşâ eyledik birbir,
hepsini aynı mîmârın, düzgün bir yapışı bulduk.

Attık herşeyi aradan, temizlendik mâsivâdan,
eserlerden, nakışlardan, çok şükür Nakkâşı bulduk.

4 Mayıs 2011 Çarşamba

Kış günleri gidip, bahâr gelince,
açılır gafletden, gözü dağların.
Donanır, süslenir, gonca güllerle,
geçmez bülbüllere, nazı dağların.

Gece gündüz, tesbîhledir işleri,
Allah, Allah söyler, dâim kuşları.
Göklere uzanmış, sanki başları,
duâ kıblesine, yüzü dağların.

Kudretden, hepsine, hulle biçilir,
Hak rahmeti, üstlerine saçılır.
Türlü türlü, çiçekleri açılır,
Cennet-i a’lâdır, yazı dağların.

Bakıp doyulmaz, yeşil alanlara,
hidâyetler olur, Haktan anlara.
Esen yeli, safâ verir canlara,
miskü anber kokar, tozu dağların.

Bir yanda, zanbaklar, bir yanda lâle,
ırmakları benzer, âb-ı zülâle.
(Sebbe-ha) manâsı, geliyor dile,
şükür Hakka, dâim sözü dağların.

Hak tecellî eyleyince

Hak tecellî eyleyince, her işi âsân eder,
halk eder esbâbını, bir lahzada ihsân eder.

3 Mayıs 2011 Salı


Seni seven âşıkların,
gözü, gayra bakmaz imiş,
seni maksûd edinenler,
dünyâ ahret anmaz imiş.

Gönlün sana verenlerin,
ilmi sana erenlerin,
gözü seni görenlerin,
tâlihleri sönmez imiş.
Ölmez imiş âşık canı,
hiç çürümez imiş teni,
aşk her kimi kıldı fânî,
ona zevâl ermez imiş.

Emrine baş eğenlerin,
vuslatına erenlerin,
bülbül gibi ötenlerin,
kimse dilin bilmez imiş.

Aşkın ile bilişenler
senin için sevişenler
halvetine erişenler
ölümden hiç korkmaz imiş.

Aklın varsa, ey kardeşim,
Hakkı sevmek olsun işin,
aşk tadını tatmıyanın,
kalbi temiz olmaz imiş.

Âdem oğlu aç gözünü, yeryüzüne kıl, bir nazar,
gör bu latîf çiçekleri, hangi kuvvet yapar, bozar.

Herbir çiçek bir nâz ile, öğer Hakkı, niyâz eder,
kurtlar, kuşlar, durmaz söyler, ol Hâlıka âvâz eder.
Öğer onun kâdirliğin, herbir işe hâzırlığın,
ille onun kâhirliğin, anlayınca, rengi döner.
Rengi döner günden güne, toprağa dökülür yine,
bu ibrettir anlayana, hakîkatı, ârif sezer.


Ger bu sırrı duya idin, yâ bu gammı yiye idin,
yerinde eriye idin, insan değil misin, meğer.

Bilir, gelen gider imiş, konan geri göçer imiş,
mevt şerbetin içer imiş, her kim, bu manâdan geçer.

zamanında almadık arsayı çatalcadan...!

"Zamanında bizim dede Mecidiyeköy'den bir arsa alsaymış"...diye başlayan iç geçirmelere şimdi yeni versiyonu eklendi, hem de daha çok iç geçirilerek:

"Zamanında almadık bir arsa Silivri'den ya da Çatalca'dan"!

"gümbür gümbür" olmasa da saçı başı dağılmadan geliyor işte!

http://balkancinema.blogspot.com/