9 Mayıs 2011 Pazartesi

Bu âdem dedikleri, el ayakla, baş değil,
âdem rûha denilir, surat ile kaş değil.

Beden et ve deridir, rûh bunun serveridir.
Hakkın kudret sırrıdır, rûhsuz kalıp hoş değil.

Âdem gerek, su gibi, temizlenip arına,
harâmlardan kaçınır, nefsi de serkeş değil.

Âdemdedir emânet, ondadır ilmü hikmet.
Hakkın katında âdem, dâneyi haşhaş değil.

Âdem olan iyi bil, çalışır hep ay ve yıl,
rûh gıdâsı ilmdir, ekmek ve kumaş değil.

Kendi özün anlıyan, rûh gözün aydınlıyan,
Hak sözün pek kavrayan, er olur, ayyaş değil.

Beden hayvanda da var, hissi, onda pek artar.
Kurt gözü, keskinse de, nakş görür, nakkaş değil.

8 Mayıs 2011 Pazar

"The Man from Earth" filmi hakkında

--- spoiler ---
enteresan ve orijinal bir film olmasının yanı sıra belki de esas misyonu semavi dinler'i tartışıp, hepsinin bir mitten öte gidemeyeceği ve buda gibi insanların, herhangi bir yaratıcıdan çok daha kapsamlı ve insanlarırın ihtiyaçlarını giderici bir şekilde düşünebileceğini anlatmaya çalışmak gibi görünüyor. oysa ki, senarist ve dolayısı ile bu zihniyettekilerin "başlangıç" konusundaki "muamma"ları dile getirilmiş ve fakat, "olağanüstü bir güç, ilk yaratılmayı gerçekleştirmiş, bütün bunları tetiklemiş, ivme kazandırmıştır" demek yerine, senarist ve dolayısı ile bu gibilerin ağzından konuşan esas oğlan "o zaman da, ön tetikleyicinin kaynağını merak ederim. kısır döngü. bunun benim için hiç bir anlamı yok." gibi topu taca atma ve belirsizliği tercih etme ve yaratılışı "saf dışı etme" yolu izlenmiştir. 

bunun ötesinde, hz. musa ve özellikle hz. isa ile alakalı olarak geçen tartışma, semavi dinlerle tam bir dalga geçme ve bu peygamberleri, buda'dan daha aşağı bir yere koyma gayreti gütmektedir ( yani, biz insanlar kendi kendimize yeteriz, kendi işimizi kendimiz hallederiz, ne gerek var tabiat üstü güçleri olan bir yaratıcıya, boşverin o tür inançları ). bütün bunlar olurken de, güya din uzmanı olan kadıncağız, eli kolu bağlı, denilenleri nerede ise -hayal kırıklığı ile bile olsa- kabul eder duruma gelmektedir ( hıristiyanlığın geldiği hal göz önüne alınırsa aslında gayet doğal tabi ).
--- spoiler ---

adama "caveman" denildikten sonra, filmin gidişatı anlamak pek de zor olmasa gerek! bu konularda zayıf olanlara "acaba" sorusunu sordurabilecek bir film.

7 Mayıs 2011 Cumartesi

Nazlı olsa da, aşka yakalanan kimse,
naz çekmeğe de alışmalıdır elbette!
Kazanc ve seâdet topu ortada duruyor,
Meydânda kimse yok, süvârîler görünmüyor?

6 Mayıs 2011 Cuma

Kimseye bâkî değildir, mülk-i dünyâ sîm-ü zer,
bir harâb olmuş kalbi, tamîr etmektir hüner.
Buna fânî dünyâ derler, durmayıp, dâim döner.
Âdem oğlu bir fenerdir, âkıbet birgün söner!

5 Mayıs 2011 Perşembe

Gelip bekâ bahârından, bu fenâda kışı bulduk,
atomlardan tâ Arşa dek, şaşılacak işi bulduk.

Düşüp gurbet âlemine, şaşkın şaşkın dolaşırken,
hasta rûha hayât veren, tesîrli bakışı bulduk.

Herbir sözü hakîkatten haber verir âşıklara,
şükür, hayret diyârına, varan bir akışı bulduk.

Ne kelâm o, ne bakış o, aklın üstü bir varlık o,
onun ayak tozlarını, kalb derdine aşı bulduk.

Maddeleri inceleyip, temâşâ eyledik birbir,
hepsini aynı mîmârın, düzgün bir yapışı bulduk.

Attık herşeyi aradan, temizlendik mâsivâdan,
eserlerden, nakışlardan, çok şükür Nakkâşı bulduk.

4 Mayıs 2011 Çarşamba

Kış günleri gidip, bahâr gelince,
açılır gafletden, gözü dağların.
Donanır, süslenir, gonca güllerle,
geçmez bülbüllere, nazı dağların.

Gece gündüz, tesbîhledir işleri,
Allah, Allah söyler, dâim kuşları.
Göklere uzanmış, sanki başları,
duâ kıblesine, yüzü dağların.

Kudretden, hepsine, hulle biçilir,
Hak rahmeti, üstlerine saçılır.
Türlü türlü, çiçekleri açılır,
Cennet-i a’lâdır, yazı dağların.

Bakıp doyulmaz, yeşil alanlara,
hidâyetler olur, Haktan anlara.
Esen yeli, safâ verir canlara,
miskü anber kokar, tozu dağların.

Bir yanda, zanbaklar, bir yanda lâle,
ırmakları benzer, âb-ı zülâle.
(Sebbe-ha) manâsı, geliyor dile,
şükür Hakka, dâim sözü dağların.