9 Nisan 2017 Pazar


Küllü men telka hu yeşkü dehrehu.  
Yâ leyte şarî hâzihid-dünyâ limen? 
                    
                       yani  

(Her kime rast gelirsen, halinden, zamanından şikayet ediyor.  
             Ah bilseydim, bu dünya kimin malıdır?)

27 Kasım 2015 Cuma

     Mihneti zevk etmektedir âlemde hüner, gâm-u şâdiyyi kader, böyle gelir, böyle gider.

30 Ocak 2015 Cuma

Gözüm Seni Arıyor


Nereye bakarım, neyi düşünebilirim ki,
kalbim seni düşünüyor, gözüm seni arıyor!




2 Ekim 2014 Perşembe

Bina tamir edilmez, benzemezse harâbeye!


Yükselmeğe sebeb olur, gam yeme düştüm diye,
Bina tamir edilmez, benzemezse harâbeye!



15 Mart 2013 Cuma

Biz müflisleriz



Müflisânim âmede der gûyi tû,
şey’en lillahi ez-cemâl-i rûyi tû.

(Biz müflisleriz. Senin köyüne gelmişiz.
Allah rızâsı için, cemâlinden bize bir şeyler ver.)

9 Mart 2013 Cumartesi

Leylâ'nın yolunu beklerken



Ez gubâr-ı nâka-i Leylâ ki Mecnûn sâlehâ,
Çeşm ber reh daşt, girdi zin beyâbân ber nehâst.

(Mecnûn, Leylâ'nın yolunu beklerken, yıllarca çöle baktı.
Çölden bir toz kalkmadı.)


21 Şubat 2013 Perşembe

Üzerime yağan musîbetler bellidir herkesçe



Subbet aleyye, mesâibü lev ennehâ 
(Üzerime yağan musîbetler bellidir herkesçe).

Subbet alel eyyâmi sırna leyâlehâ
(Eğer gündüzlere yağsalardı, hepsi olurdu gece).



9 Aralık 2012 Pazar

İlimsiz bir şey olmaz



İlimsiz bir şey olmaz, ilim her şeye baştır,
karanlık yollarda o, en azîz arkadaştır.

Ondan sâdık dost olmaz, ondan vefâlı yâr yok,
her şeyde zarar olsa, onda aslâ zarar yok.

İlim, uçsuz bucaksız, bir ummânı andırır,
ilimden başka her şey, insanı usandırır.

3 Şubat 2012 Cuma

28 Ocak 2012 Cumartesi

Allah bes bâkî heves



Ey zâir-i sâhib-nefes, hubb-ı sivâdan meyli kes.
Dünyâda kalmaz hiç kes, Allahü bes, bâkî heves.

Her ten biter bir derd ile, geh germ ile geh serd ile,
Uğraşmaya bir ferd ile, değmez bu dünyâ-yı ehas.

Ben de Ferîd-i asr idim, fass-ı nigîn-i sadr idim,
Nakş-ı hümâyûn-ı satr idim, gösterdi çarh rû-yi abes.

Dil-haste oldum bir zamân, tedrîc ile bitti tüvân,
Uçtu nihâyet murg-ı cân, çünki harâb oldu kafes.

Söndü çerâg-ı âfiyet, zulmette kaldı şeş cihet,
Açıldı subh-ı âhıret, envâr-ı Hak’dan muktebes.

Buldum o dem Sübhânımı, arz eyledim isyânımı,
Matlûb idüp, gufrânımı, rahmetle oldu dâd-res.

Yâ Rab! Bu abd-i rû’siyâh, ettimse de yüzbin günâh,
Dergâhını kıldım penâh, affındır ancak mültemes.

Târîhtir ism-i Gafûr, lâbüdd ider sırrı zuhûr,
Affolunur her bir kusûr, Allahü bes bâkî heves.

8 Ocak 2012 Pazar

Erenlerin Sohbeti



Erenlerin sohbeti, ele giresi değil.
Sohbete kavuşanlar, mahrûm kalası değil.

Gezmek gerek her yeri, bulmak için, bir eri,
sarraf tanır cevheri, magbûn bilesi değil.

Akar suyun başına, kapalı desti konsa,
kırk yıl, orda dursa da, âbı alası değil.

Sohbet, kalbi eder pâk, ona imrenir eflâk,
âdemi, ârif eden, tâcu hırkası değil.

Önce îmân etmeli, harâmdan, el çekmeli,
rûh gıdâsın bilmeli: Bâdem helvâsı değil!


Aldatmasın seni, diktatörün sarâyları, kumaşı,
sarây bahçesini, sular dâim, mazlûmların göz yaşı!


31 Aralık 2011 Cumartesi



Ölümden kaçmak, şu iki gün doğru olmaz:
ecel geldiği gün ve gelmediği gün.
Ecel geldîse kaçmak fâide vermez,
gelmedi ise, tedbîr olmaz hiç uygun!




Hak yolcuları hiç gönül kırmaz,
bunun gibi büyük günâh olmaz!




Kötülüğü öğrendim, kötü olmak için değil,
kötülüğü bilmiyen, düşer içine, iyi bil!




Kendi elinle bozuyorsun kendini!
Yoksa, Hâlık güzel yaratmıştı seni!


25 Aralık 2011 Pazar



Muallim ile tabîbe
temelluk etmek lâzımdır.
Biri bâtın, biri zâhir,
tedâvîsine hâdimdir.

Kötü huylardan sefer etse kişi



Kötü huylardan sefer etse kişi,
hüsnü ahlâk şehrine girse kişi!

Zikr-i Haktan bir nefes dûr olmasa,
zât-ı Hakkı hiç ferâmuş kılmasa.

Nefs-i âsî, âkıbet mutî’ olur,
rûh-ı mü’min Sîdreden eyler ubûr.

Küfr-ü inkârdan geçip nefs-i denî,
burda olur, hâlisiyyet madeni.

Sadık Dost



Sâdık dost ve hâlis Kimyâ
az bulunur, hiç arama! 

4 Aralık 2011 Pazar

Can bülbülü, bir gülü, durmadan eyler arzû


Can bülbülü, bir gülü, durmadan eyler arzû,
hiç sanma ki ağyarla kavgâyı eyler arzû.

Durmayıp etrâfında, döner bir pergel gibi,
ansızın can atmaya tenhâyı eyler arzû.

Anladım ol güzel gül, gayra sırrın açmamış,
gonca gibi, bülbülü, dâimâ eyler arzû.

Yabancıdan gizlemiş, o dilber yanağını,
yok yere onlar kuru, sevdâyı eyler arzû.

Zâtî! Râh-i vuslatta, yürüyor Mecnûn gibi,
eritip kendisini, Leylâ'yı eyler arzû.