12 Mayıs 2011 Perşembe

Aldın mı kalb yoluyla, yektâ haberini sen,
duydun mu hem Yûsüf ve Züleyhâ haberin sen?

Kalbini nice yıllar, ağlatmadı mı bu aşk,
alsan n’olur doğruca, Leylâ haberini sen?

Dağlar dahî duramaz, onun yüzüne karşı,
âlime sor Tûr ile, Mûsâ haberini sen!

Sular gibi yüzünü, yere sür, durma yüksek,
alçaklarda bulursun, deryâ haberini sen!

Âlemde nice yüzbin kişi, aşkdan bahseder,
sorma o mecnûnlara mevlâ haberini sen!

Bülbüle bakma sakın, âşık olayım dersen,
pervâneden al gizli, sevdâ haberini sen!

11 Mayıs 2011 Çarşamba

Seni sevmekten maksadım,
derdi ve gammı tatmakdır.
Böyle olmasaydı arzûm,
dünyâda başka tat çokdur! 

10 Mayıs 2011 Salı

Aziz Yara Elveda!

Muzdarib bir gönülle, kâbûslu hayâllerle,
vuslat-ı cânâna ve gülistâna elvedâ!
Gizli âh çekmelerle, içli iniltilerle,
zevkıne doymadığım nevbahâra elvedâ!

Gökler karardı yine, hiçbir yer görünmüyor,
mübhem bir kuvvet beni, her an geri çekiyor,
Mâdem ayrılacaktın, yâ niçin geldin diyor,
bastığın azîz taş ve topraklara elvedâ!

Göz yaşım ummân oldu, yol vermiyor geçeyim,
ayrılıp, göz nûrumdan, ben nereye gideyim?
Bu firak ateşiyle, yanıp yanıp biteyim,
hergün yeniden doğan arzûlara elvedâ!

Zulmet bastı cihânı, bütün emeller söndü,
kalbim kan ağlar dâim, rûhum çılgına döndü.
Demek ayrılık geldi ve bana yol göründü,
bu derdsiz yolculara, bu yollara elvedâ!

Son bir defa bakayım, o hüsn-i cemâline,
bir nazarın değişmem, bütün dünyâ mâline,
İster gülsün gâfiller, bu âşıkın hâline,
bundan böyle neşe ve sürûrlara elvedâ!

Rabbimden diliyorum, yakınlara gelmeni,
âh yine görebilsem, dünyâ gözüyle seni!
Ayrılık pek yakıyor, al bağrına bas beni,
fâidesiz hayâllere, hulyâlara elvedâ!

Gözün, gönlün arkada, nereye gidiyorsun?
bakmağa kıyamazken, nasıl terk ediyorsun!
(Allaha ısmarladık!) düşün kime diyorsun!
asılsız, hakîkatsiz, rüyâlara elvedâ!

Nereye gidiyorsun, ey yârine doymayan?
bir ân fazla görmeyi bulunmaz nimet sayan,
Hasretîyle gün be gün, kavrul, alevlen ve yan!
cihânı tenvîr eden en son Nûra elvedâ!

Nereye gidiyorsun, ondan nasıl ayrıldın?
seni yakan o değil, kendi kendini yaktın!
Düşün! Göz yaşlarıyla, kimin yüzüne baktın?
ayrılırken inleyen bakışlara elvedâ!

Mâzîyi hâle tebdîl edip, seyredeceğim,
gönlümü gözyaşıyla, tesellî edeceğim.
Derin iniltîyle âh, ayrılık diyeceğim,
yârı bırakıp giden, bu firâra elvedâ!

Karşımdaki hayâlin, biraz dahâ kal diyor,
kalbini benim gibi, bu sevdâya sal diyor,
Öp elimi hasretle ve duâmı al diyor,
en derin sevgilerle, azîz yâra elvedâ!

9 Mayıs 2011 Pazartesi

Bu âdem dedikleri, el ayakla, baş değil,
âdem rûha denilir, surat ile kaş değil.

Beden et ve deridir, rûh bunun serveridir.
Hakkın kudret sırrıdır, rûhsuz kalıp hoş değil.

Âdem gerek, su gibi, temizlenip arına,
harâmlardan kaçınır, nefsi de serkeş değil.

Âdemdedir emânet, ondadır ilmü hikmet.
Hakkın katında âdem, dâneyi haşhaş değil.

Âdem olan iyi bil, çalışır hep ay ve yıl,
rûh gıdâsı ilmdir, ekmek ve kumaş değil.

Kendi özün anlıyan, rûh gözün aydınlıyan,
Hak sözün pek kavrayan, er olur, ayyaş değil.

Beden hayvanda da var, hissi, onda pek artar.
Kurt gözü, keskinse de, nakş görür, nakkaş değil.

8 Mayıs 2011 Pazar

"The Man from Earth" filmi hakkında

--- spoiler ---
enteresan ve orijinal bir film olmasının yanı sıra belki de esas misyonu semavi dinler'i tartışıp, hepsinin bir mitten öte gidemeyeceği ve buda gibi insanların, herhangi bir yaratıcıdan çok daha kapsamlı ve insanlarırın ihtiyaçlarını giderici bir şekilde düşünebileceğini anlatmaya çalışmak gibi görünüyor. oysa ki, senarist ve dolayısı ile bu zihniyettekilerin "başlangıç" konusundaki "muamma"ları dile getirilmiş ve fakat, "olağanüstü bir güç, ilk yaratılmayı gerçekleştirmiş, bütün bunları tetiklemiş, ivme kazandırmıştır" demek yerine, senarist ve dolayısı ile bu gibilerin ağzından konuşan esas oğlan "o zaman da, ön tetikleyicinin kaynağını merak ederim. kısır döngü. bunun benim için hiç bir anlamı yok." gibi topu taca atma ve belirsizliği tercih etme ve yaratılışı "saf dışı etme" yolu izlenmiştir. 

bunun ötesinde, hz. musa ve özellikle hz. isa ile alakalı olarak geçen tartışma, semavi dinlerle tam bir dalga geçme ve bu peygamberleri, buda'dan daha aşağı bir yere koyma gayreti gütmektedir ( yani, biz insanlar kendi kendimize yeteriz, kendi işimizi kendimiz hallederiz, ne gerek var tabiat üstü güçleri olan bir yaratıcıya, boşverin o tür inançları ). bütün bunlar olurken de, güya din uzmanı olan kadıncağız, eli kolu bağlı, denilenleri nerede ise -hayal kırıklığı ile bile olsa- kabul eder duruma gelmektedir ( hıristiyanlığın geldiği hal göz önüne alınırsa aslında gayet doğal tabi ).
--- spoiler ---

adama "caveman" denildikten sonra, filmin gidişatı anlamak pek de zor olmasa gerek! bu konularda zayıf olanlara "acaba" sorusunu sordurabilecek bir film.

7 Mayıs 2011 Cumartesi

Nazlı olsa da, aşka yakalanan kimse,
naz çekmeğe de alışmalıdır elbette!
Kazanc ve seâdet topu ortada duruyor,
Meydânda kimse yok, süvârîler görünmüyor?