2 Ekim 2014 Perşembe
Bina tamir edilmez, benzemezse harâbeye!
Yükselmeğe sebeb olur, gam yeme düştüm diye,
Bina tamir edilmez, benzemezse harâbeye!
Etiketler:
gam yeme düştüm diye
15 Mart 2013 Cuma
Biz müflisleriz
Müflisânim âmede der gûyi tû,
şey’en lillahi ez-cemâl-i rûyi tû.
(Biz müflisleriz. Senin köyüne gelmişiz.
Allah rızâsı için, cemâlinden bize bir şeyler ver.)
Etiketler:
Allah rızâsı için,
Biz müflisleriz,
şey’en lillah
9 Mart 2013 Cumartesi
Leylâ'nın yolunu beklerken
Ez gubâr-ı nâka-i Leylâ ki Mecnûn sâlehâ,
Çeşm ber reh daşt, girdi zin beyâbân ber nehâst.
(Mecnûn, Leylâ'nın yolunu beklerken, yıllarca çöle baktı.
Çölden bir toz kalkmadı.)
Etiketler:
Leylâ'nın yolunu beklerken
21 Şubat 2013 Perşembe
Üzerime yağan musîbetler bellidir herkesçe
Subbet aleyye, mesâibü lev ennehâ
(Üzerime yağan musîbetler bellidir herkesçe).
Subbet alel eyyâmi sırna leyâlehâ
(Eğer gündüzlere yağsalardı, hepsi olurdu gece).
Etiketler:
Subbet aleyye,
Üzerime yağan musîbetler
9 Aralık 2012 Pazar
İlimsiz bir şey olmaz
İlimsiz bir şey olmaz, ilim her şeye baştır,
karanlık yollarda o, en azîz arkadaştır.
karanlık yollarda o, en azîz arkadaştır.
Ondan sâdık dost olmaz, ondan vefâlı yâr yok,
her şeyde zarar olsa, onda aslâ zarar yok.
her şeyde zarar olsa, onda aslâ zarar yok.
İlim, uçsuz bucaksız, bir ummânı andırır,
ilimden başka her şey, insanı usandırır.
ilimden başka her şey, insanı usandırır.
Etiketler:
İlimsiz bir şey olmaz,
uçsuz bucaksız
3 Şubat 2012 Cuma
Doğdu Ol Sâatte Ol Sultân-ı Dîn
Doğdu Ol Sâatte Ol Sultân-ı Dîn
Nûra gark oldu semâvât-ü zemîn!
28 Ocak 2012 Cumartesi
Allah bes bâkî heves
Ey zâir-i sâhib-nefes, hubb-ı sivâdan meyli kes.
Dünyâda kalmaz hiç kes, Allahü bes, bâkî heves.
Dünyâda kalmaz hiç kes, Allahü bes, bâkî heves.
Her ten biter bir derd ile, geh germ ile geh serd ile,
Uğraşmaya bir ferd ile, değmez bu dünyâ-yı ehas.
Uğraşmaya bir ferd ile, değmez bu dünyâ-yı ehas.
Ben de Ferîd-i asr idim, fass-ı nigîn-i sadr idim,
Nakş-ı hümâyûn-ı satr idim, gösterdi çarh rû-yi abes.
Nakş-ı hümâyûn-ı satr idim, gösterdi çarh rû-yi abes.
Dil-haste oldum bir zamân, tedrîc ile bitti tüvân,
Uçtu nihâyet murg-ı cân, çünki harâb oldu kafes.
Uçtu nihâyet murg-ı cân, çünki harâb oldu kafes.
Söndü çerâg-ı âfiyet, zulmette kaldı şeş cihet,
Açıldı subh-ı âhıret, envâr-ı Hak’dan muktebes.
Açıldı subh-ı âhıret, envâr-ı Hak’dan muktebes.
Buldum o dem Sübhânımı, arz eyledim isyânımı,
Matlûb idüp, gufrânımı, rahmetle oldu dâd-res.
Matlûb idüp, gufrânımı, rahmetle oldu dâd-res.
Yâ Rab! Bu abd-i rû’siyâh, ettimse de yüzbin günâh,
Dergâhını kıldım penâh, affındır ancak mültemes.
Dergâhını kıldım penâh, affındır ancak mültemes.
Târîhtir ism-i Gafûr, lâbüdd ider sırrı zuhûr,
Affolunur her bir kusûr, Allahü bes bâkî heves.
Affolunur her bir kusûr, Allahü bes bâkî heves.
Etiketler:
Allah bes bâkî heves,
Allahü bes,
bâkî heves,
hubb-ı sivâdan,
meyli kes
Kaydol:
Yorumlar (Atom)